T.C. Cumhurbaşkanlığı
Diyanet İşleri Başkanlığı

Trabzon Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüğü

24.12.2019

Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Sayın Salih ŞENGEZER’in Konferansı.

 
Başkanlığımızca; Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürlüklerinde eğitime devam eden kursiyerlerin İslam kültür, medeniyet ve düşünce tarihiyle ilgili bilgilerini artırmak, bu alanda fikir ve eserleriyle öne çıkmış mütefekkirlerimizi tanıtmak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla eğitim dönemi boyunca her ay bir düşünürün hayatı, ilmi kişiliği ve İslam düşünce tarihine katkılarıyla ilgili “İhtisas Konferansları” kapsamında Başkanlığımız Din İşleri Yüksek Kurulu Uzmanı Sayın Salih ŞENGEZER; 24/12/2019 tarihinde “Helal Gıda” konulu konferans verdi.

Müdürlüğümüz Konferans Salonunda düzenlenen konferans Kur’ân-ı Kerîm tilaveti ile başladı. Dini Yüksek İhtisas Merkezi Müdürümüz Şenol TİRYAKİ’nin açılış konuşmasının ardından kürsüye gelen Salih ŞENGEZER;  helal gıdanın dini yönünündün daha çok teknik boyutuyla bilgi vermeye çalışacağını ifade ederek konferansına başladı.

Şengezer konuşmasına şöyle devam etti;
“Allah Teâlâ’nın Kur’an-ı Kerim’deki “Artık Allah'ın size helâl ve temiz olarak verdiği rızıklardan yiyin. Eğer yalnız O'na ibadet ediyorsanız, Allah'ın nimetine şükredin. (Nahl, 114)”  buyrukları bizlere, rızıkların helal olanından yememizi emretmektedir.

Rasûlullâh (s.a.v.) Efendimizin “Bir kimse uzun sefere çıkar, saç­ları dağılmış, toza toprağa bulanmış bir hâlde ellerini semaya uzatarak: Ya Rabbi, ya Rabbi! diye duâ eder. Hâlbuki yediği haram, içtiği haram, giydiği haram, hep haramla beslenmiş… Böylesinin duası nasıl kabul edilir?” (Müslim, Zekat, 65) buyurması da gıdanın insanın bedeni üzerinde olduğu kadar, ruhu ve maneviyatı üzerinde de tesirleri olduğunun ifadesidir. Bu tesirlerin olumlu yönde olması için de helal gıda tüketmek, büyük önem arz etmektedir.

Konunun ekonomik ve ticari yönüne bakıldığında, helal gıdanın bir mümin için bereketli ve hayırlı olacağı açıktır. Günümüzde helal gıda alanındaki çok büyük maddi kârlar, sadece Müslümanların değil, Gayr-i Müslim üreticilerin de dikkatini celp etmekte, onlar da bu pastadan pay alma gayreti içine girmekte ve helal gıda alanında birçok faaliyetler ortaya koymaktadırlar.

Gıdada asıl olan helalliktir!
Gıdalarda asıl olan helal olmasına işaret eden Şengezer; “ancak dünya imtihanının bir gereği olarak gıdaların bazıları haram kılınmıştır. Kur’an-ı Kerim’de ölü eti, kan, domuz, sarhoş edici maddeler ve tiksindirici şeylerin haram kılındığı açıkça beyan edilmektedir. Ayrıca hadis-i şeriflerde de yırtıcı hayvanlar, ehlî eşekleri ve benzeri bazı maddeler yasaklanmış, haram kılınmıştır. Yine Allah Teâlâ’dan başkası adına kesilmek, tezkiye edilmemiş olmak, haram şeylerle karışmış olmak, doyduktan sonra yemek, başkasına ait olan bir gıdayı yemek gibi durumlar da, aslı itibariyle helal olan bir gıdayı tüketmeyi haram kılan hallerdir.” dedi.

Gıda katkı maddeleri…
Gıdaların görünüm ve lezzetlerini arzu edilen hale getirmek, bozulmalarını önlemek gibi teknolojik amaçlarla, bilinçli olarak gıdaya katılan maddeler olduğunu belirten Şengezer; “Bu maddeler kendi başlarına gıda niteliği taşımazlar. Ancak gıdaya katıldıktan sonra gıdanın bir parçası olmaları beklenir. Bu maddelerin gıdaya katılış amaçlarından bazıları şunlardır;
  • Koruyucular   : Nitrit ve nitratlar, askorbik asit, sodyum benzoat, potasyum sorbat vb.,
  • Emülgatörler  : Lesitin vb.,
  • Topaklanmayı Önleyiciler     : Alüminyum silikat vb.,  
  • Renklendiriciler         : Beta-karoten, karmin, tartrazin vb.,
  • Tatlandırıcılar             : Asparta vb.,
  • Lezzet Artırıcılar       : Monosodyum Glutomat vb.,  
  • Besin Değerini Koruyucular  : B1, B2, A ve D vitaminleri gibi.” dedi
Dini hüküm açısından gıda katkı maddelerinin ne için katıldığından çok, hangi kaynaktan elde edildiklerinin önemine dikkat çeken Şengezer konuşmasına şöyle devam etti;
Temelde katkı maddeleri hayvansal, bitkisel, mikro bakteriyel, mineral, sentetik ve gaz kaynaklı altı grup kaynaktan elde edilebilir. Burada önemsenmesi gereken husus, özellikle hayvansal olan katkı maddelerinde; kaynağın dinen helal olan bir canlı olmasıdır. Aksi halde bu özelliği taşımayan bir hayvandan elde ediliş olan katkı maddeleri de helal olmayacaktır. Bu noktada jelatin, karmin, şellak gibi maddeler özellikle dikkat edilmesi gereken katkı maddelerinden bazılarıdır. Yine aslı itibariyle bitkisel olup, alkol gibi necis bir madde yardımıyla elde edilmiş olan katkı maddeleri de helal olmayan maddeler arasında sayılır.

Katkı maddelerinde göz önünde bulundurulması gereken bir nokta da, maddenin zararlı olup olmamasıdır. İnsanoğlu için zehir etkisi yapan ve ciddi anlamda zarar veren şeylerin haram olacağı malumdur. Gıda katkıları arasında bu derece zararlı bir madde olmamakla birlikte, zararlı olduğu iddia edilen Aspartam, Monosodyum Glutomat ve Sodyum Benzoat gibi maddelere karşı dikkatli ve titiz olunması, sağlıklı yaşamanın olduğu kadar, dini hassasiyetin de bir gereğidir.

E……. Kodu…
Gıda katkı maddeleri ifade edilirken E…” şeklinde belirtilen “E” kodları, gıdanın Avrupa’da tanınmış ve tasnif edilmiş olduğunu ifade eden bir sembol olduğunu belirten Şengezer sözlerine şöyle devam etti;
Yurdumuzda helal sertifikası, Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da katkı sunduğu TSE başta olmak üzere, birçok muhtelif kuruluş tarafından verilebilmektedir. Bu sertifika, gıdanın İslam Dininin temel helallik ve haramlık hükümlerine riayet edilerek üretildiğine dair teminat içeren bir belge niteliğindedir. Öte yandan bu belgeye sahip olan gıdaların helal, olmayanların haram olduğu gibi bir algı doğru değildir. Ancak yurtiçinde bu belge, hem kalite hem temizlik ve hem de helallik açısından ürünün tercih edilebilir olduğu şeklinde algılanmalıdır. Özellikle TSE tarafından verilen belgeler için bunu söyleyebilecek kadar malumat sahibiyiz.

Haram ile tedavi…
Haram bir maddenin ilaç olarak ya da ilaçlarda katkı maddesi olarak kullanılması durumuna da değinmek durumunda olduğunu belirten Şengezer; “Bu tür sorular karşımıza çıkmaktadır. Bu noktada hareket ederken öncelikle söz konusu ilacın, helal ilaçlar arasında bir alternatifi olup olmadığı detaylıca araştırılmalıdır. Bütün taramalara ve arayışlara rağmen helal bir alternatif bulunamamış ise ilacın tedavi ediciliği sorgulanmalı, o ilacın söz konusu hastalığı tedavi edeceğine dair, uzman hekimler tarafından kesine yakın bir kanaat ortaya konulmalıdır.” dedi

Şengezer; “İlacın alınmasını gerektiren rahatsızlığın ciddi bir hastalık olmasına, insanın normal yaşantısını aksatacak, hayatını olumsuz etkileyecek derecede ağır bir durumda olmasına bakılmalıdır. Zira kozmetik kaygılarla ya da keyif almak, daha rahat olmak gibi ciddi bir etkisi olmayan gerekçelerle haram ürünlere müracaat edilmesi mubah olmayacaktır.” mesajıyla konferansını bitirdi.

Konferansa Eğitim Görevlileri, Hizmet İçi Eğitim İhtisas ve Tashih-i Huruf kursiyerleri, Mesleğe Hazırlık Eğitimi kursiyerleri ile personel katıldı.